Uzayda İbret, Nimet ve İbadet

Elinize bir tepsi alınız. Tepsinin içine beş tane misket yoksa beş tane portakal koyunuz.
Elinizdeki tepsiyi yavaş yavaş çevirerek döndürünüz, bu beş portakalı birbirine değdirmeden tepsinin içinde döndürmeye devam ediniz; bakalım ne kadar başarılı olacaksınız.
Sonra dünyanın büyüklüğünü düşünün.
Dünyanın çevresi 40.075 km imiş. Saatte beş kilometre yol alan bir yolcu, 8 saatte 40 kilometre yol alırsa, bin bir yılda dünyayı yaya olarak dolaşabilirmiş.
Güneşin dünyaya uzaklığı 147.220.000 km imiş.
Işık hızıyla gidersek 8,3 ışık dakikasında varabilirmişiz.
Yaya gidersek üç milyon altı yüz seksen bin beş yüz günde güneşe varabileceğiz.
Astronomlar, gökyüzünde gözlemlenebilir en azından 70 seksilyon (7×1022) yıldız olduğunu tahmin etmektelermiş.
Bu Samanyolu’muzda bulunan 300 milyar yıldızın 230 milyar katı imiş. 
Buyurun, 300 milyarı 230 milyarla çarpın ve bilgisayarınızın veya cep telefonunuzun ekranına sığmadığı gibi, o rakamlara henüz isim de verilemediği için yalnız matematikçilerin anladığı seksilyon (7×1022) formül bulunmuş durumda.
Gökyüzünde yer alan en büyük yıldız Stephenson 2-18 imiş. Kendisi gibi birçok dev yıldızın da bulunduğu Kalkan takımyıldızında yer alan Stephenson 2-18, keşfedilene kadar en büyük yıldız kabul ettiğimiz UY Scuti de aynı takımyıldızında bulunurmuş. Bu yıldız, bizim gezegenimize yaklaşık 20 bin ışık yılı kadar uzaklıkta imiş.
2023 yılında, NASA’nın Hubble Uzay Teleskobu Dünya’dan 12,9 milyar ışık yılı uzaklıkta bir yıldız keşfetti. Bilim insanları, yıldıza; sabahyıldızı veya yükselen ışık anlamına gelen Earendel adını verdiler. Teknik adı WHL0137-LS olan Earendel, Güneş’in kütlesinin en az 50 katı imiş.
Dünya yuvarlak olduğundan dünyada yaşayan insanların yarısı gecede, diğer yarısı gündüzde nöbetleşe yer ve gökyüzünün nimetlerinden yararlanırlarken, aynı zamanda ibretlerinden de yararlanırken.
Her gece insanların yarısı mehtabı seyrederken diğer yarısı, güneşten bütün vitaminlerle beraber ısı ve ışığını alırken ibretler de alırlar ve yaratana şükrederler.
Sevgili Peygamberimizin amcası Abbas’ın oğlu Abdullah, (Allah ikisinden de razı olsun) Sevgili Peygamberimizin, gecenin son üçte birinde kalktığını, abdest aldığını ve:
“Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardından gelişinde, akıl sahipleri için âyetler (ibretli deliller) vardır.” Al-i İmran süresi ayet 3/190) ayetini okuduğunu haber verir. (Buhari, Sahih, K. Tefsir, bab 73)
Rabbimiz:
“And olsun, biz dünya semasını yıldızlarla süsledik…” (Mülk süresi ayet 67/5) buyurarak uyarır bizi.
Bu ayet aynı zamanda en uzak yıldızın birinci kat semada olduğuna işaret eder.
Bu ayet-i kerimeyi okuduktan sonra, Rabbimin yedi kat yarattığı gökyüzünün 2. kat seması hakkında bile insanoğlunun hayalinin durduğunu anlıyoruz.
Aklımızın durmasından başka, hayalimiz de duruyor.
Bir gün oralar keşfedilir mi?
“Uzaya gidecek olan aletimizin hızını, ışık hızına çıkarsak ve beş milyon yıl yolculuk yapsak” diyecek ama hangi ilim adamı bu kadar yaşar ki?
Beş milyon sene içerisinde kaç nesil gelip geçecek?
Yani Allah’ın (C.C.) mülkünün genişliğini artık düşünün…
Yıldızların ayrıca, yeryüzündekiler için yol gösterici olduğunu, bir başka ayet-i kerime bize bildiriyor.
Evimizi, sokaklarımızı, işyerlerimizi aydınlatırken süsleyen elektrik ışıklarının ampulü patlayabilir.
Elektrik kesintisi olabilir.
Elektrik parası fazla gelir, ödeyemeyince keserler.
Ama gökyüzünden bize ısı, ışık, vitaminler, binlerce faydalı şeyler gönderdiğini, ilim adamlarımızın bilgi verdiği yıldızlar, gökyüzünde kandil duruyor, yakıtı, yağı, odunu, benzini, gazı hiç bitmiyor.
Bizim kandillerimizin yağı bitiyor, ampullerimiz patlıyor, elektriklerimiz yüklü faturalar getiriyor, ödeme yapmadığınız zaman da kesiliyor ama Allah’ın (C.C.) yarattığı günden bu güne güneşin ışığı ve ısısı kesilmeden devam ediyor.
Ay, aydınlatmaya gönülleri kendine doğru çekmeye devam ediyor.
Yıldızlar göz kırpmaya devam ediyor.
Bizim kandilimiz onlardır.
O yıldızlar bütün zenginlerin ve fakirlerin kandilleridir.
On binlerce lira para verip gece lambası satın alan zenginlerimiz var.
Rabbimiz, dünyanın yaratılışından beri yarattığı, bize göre sayısı belli olmayan yıldızların her birine bir yörünge vermiş ve o yörüngeyi bir milimin binde biri kadar bile dışa çıkmadan, içeri girmeden yörüngesinde döndürüyor.
Yasin süresinde buyurur:
“Ne Güneş’in Ay’a erişmesi, ne de gecenin gündüzü geçmesi gerekmez. Hepsi birer yörüngede yüzerler.” (Yasin süresi ayet 36/40)
Maddenin en küçüğünden en büyüğüne kadar hepsini yaratan, yaşatan, yöneten ve donatan Rabbimize bütün bunlar gayet kolaydır.
Her gün namazlarımızın ardında tespihten önce okuduğumuz Ayet el-Kürsi’de:
“… Onların korunması O’na ağır gelmez. O, yücedir, büyüktür.” (Bakara süresi ayet 2/255) diyoruz.
Bize düşen görev, Allah celle celalühe şükretmek, verdiği nimetler üzerinde düşünmek ve Allah Resulünün yaptığı gibi ibret almak ve O’nun adının önüne hiçbir ölümlünün adını geçirmemek gerekir.

Yorum yapın