Düşünebilme Yetisi

Günümüzde zihinleri doldurulmuş, belli konularda iyice şişirilmiş olanlarla konuşmanın belli bir düzelmede anlamanın zorlukları ortada. Algı denilen özellik bir anlamda dumura uğramış oluyor. Belli bir açıdan bakılınca diğer taraflarda neler olup bittiğinin bir anlamı kalmıyor. Büyük olaylar, kimi büyük sarsıntılar oluştursa da etkisi belli bir süre için olur. Sonra bulunduğu çizgiye döner. Bu bir anlamda bir saplantıdır.
İslâm medeniyeti bağlamında düşünmenin de günümüzde belli bir anlamda bir duyarlık gerektiriyor. Zihin karmaşasında, donmuşluğunda gerçeklerin izahı zorlaşır. Bu gibi insanlarla ve saplantılı olanlarla bir arada olmanın, konuşmanın ve tartışmanın bir anlamı olmaz. Bizim ne yaptığımızdır önemlidir. Yapacaklarımızın ne olduğunun bilincinde olmadır.
Toplumların önüne şişirilmiş kimseler çıkarılır. Bunu görev bilenler var. Bir de verilmiş olan bu görevin farkında olmayan safça kapılanlar olur.
Düşünebilmeye zihin kapıları aralıklı olanlar olup biten şeylerin farkına anında varırlar, ne yaptıklarının bilincinde olurlar. Sezgileri buna ayarlı olanların yolu ve yönü açıktır.
Toplumlara yol açıcı olan düşünürler ve büyük sanatçılardır. Eğer onların düşünceleri merkezde tutulmaz ise yapay, sahte ve yanıltıcı olanlar öne çıkarılır. Hakikat medeniyet düşüncesinin önü kesilmeye çalışılır.
Hakikat medeniyeti hiçbir zaman önemini ve değerini yitirmez. Olduğu gibi, olduğu yerde duruyor. Onu sürdüren de insandır. Hakikati temsil edenlerin varlığıdır. Onlara dikkat kesilir ve öze bağlı kalınırsa düşünce devam eder.
Müslümanlar büyük bir saldırı ve kuşatma altındadırlar. Onlardan kurtulma ve korunma özel çabalar gerektirir. Bu özel çaba da kendi olmaya bağlıdır.
Kişilerin tutumları ise bulunduğu yer bağlamında bir süzgeçten ya da tartıdan geçirilir. Zamanla kimin ne ve kim olduğu anlaşılır.
Sanat, edebiyat, düşünce ve siyaset alanlarında olanların bulundukları yer, başlangıç ile son dönemler arasındaki tutumları bir tartıya tabi tutulursa kimin ne olduğu anlaşılır. O zaman kişilerin düşünce ve yaşayışlarındaki çelişkilerin farkına varılır. Koşullanmış ve zihinleri donmuş olanlar için yapılabilecek bir şey yoktur.
Zihinleri açık tutacak olan da düşünceyi önceleyenlerin eserleriyle bulundukları yerde sağlam durmalarıdır. Ufuk açıcılıkları, yol göstericilikleri ve sahihlikleriyle ortada olanlardır.
Yedi İklim dergisi olarak çıktığımız ilk günden itibaren belli bir istikamet üzere olma çabasındayız. Kişisel duruşumuz da bunun dışında değildir.
İslâm medeniyet düşüncesi özümüzdür. Edebiyatımız, sanatımızı, öykümüz, şiirimiz, hemen bütün eserlerimizin ruhu buna bağlı olmak durumundadır. Çünkü biz Müslüman’ız, çünkü biz biliriz ki sağımızda ve solumuzdaki yazıcı melekler her an ve durumumuzu kayıt altına alıyorlar. Her eylemimiz ve adımımızdan sorumluyuz.
Başkalarının ne yapıp ettiği dikkatlerimiz açısından elbette önemlidir. Fakat zamanımız kıymetlidir, hiçbir anının boşa geçmesine tahammülümüz yoktur. Başkalarının yanlışları üzerine enerjimizi tüketmek yerine yapacaklarımıza yönelmemiz zorunludur.
Allah’ın bize bağışladığı her güzellik bizim için bir lütuftur. Onun kıymeti önemlidir. Onunla var olur, onunla yol alırız.
Akıl, kalp ve düşünme en büyük bağıştır. Ve elbette Kitap, Sünnet asıldır özdür.
Hayat yolculuğumuzda yapıp ettiklerimiz bizim eylemlerimiz ve birikimlerimiz olur. Biz geleceğimize ve yolumuza bakıyoruz. Yanlış yol ve istikametler dışımızdadır. İşimize bakıyoruz. Biz kendi hesabımızdan sorumluyuz.
Not: Sevgili okurlarım, dostlarım ve sevenlerim. Bir süre yazılarıma ara veriyorum. Sağlık sorunum, hastanede bir operasyon sürecim var. Tekrar buluşabilme dua ve niyazıyla. Allah’a emanet olun.

Yorum yapın